Hakkari’nin Hukuk Mücadelesi Kaybedilen Yıldızlar ve Sonsuz İzleri
5 Nisan Dünya Avukatlar Günü, sadece bir tarih değil, aynı zamanda adaletin, insan haklarının ve hukukun savunucularının kalplerimize kazındığı bir hatırlatmadır.
Bugün, hukuk mücadelesinin yılmaz savunucuları olan avukatlarımızı anarken, hepimizin ortak vicdanında derin izler bırakan isimleri yad ediyoruz.
Hakkari gibi zorlu coğrafyalarda, adaletin bekçisi olmayı seçen bu yiğit insanları kaybetmenin acısı, her satırda, her kelimede hissediliyor.
Cumhur Keskin (1948–2000), SHP Hakkari 18. Dönem Milletvekili olarak görev yaptığı dönemden itibaren, sadece siyaset arenasında değil, insan hakları ve eşitlik mücadelesinde de bir mihenk taşı oldu. 1990'lı yılların karanlık döneminde, faili meçhul cinayetler ve köy boşaltmalarının sıklıkla gündeme taşınmasıyla, adaletin sesini duyurmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha vurguladı. Cumhur Keskin, özellikle köylerin boşaltılması ve bu süreçte yaşanan travmaların izlerini silmek adına yaptığı çalışmalarla Hakkari ve çevresindeki halkın acılarına ışık tutmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde en çok söz alan vekillerden biri olarak, bu dönemin karanlık izlerini, zulmü ve adaletsizliği tüm gerçekliğiyle savunarak, adaletin peşinden cesurca koşmuş ve kaybedilen hakların telafi edilmesi için mücadelesini sürdürmüştür. Keskin, hem yerel halkın hem de tüm Türkiye'nin vicdanına seslenmiş, halkının acılarını dile getirerek, bu ağır travmanın izlerini silebilmek için halkın yanında durmuştur.
Onun bu kararlı mücadelesi, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ışığı olma niteliği taşır. Keskin, aynı zamanda Kürt sorunu ve anadil eğitimi konusunda verdiği mücadeleyle de tanınmaktadır. Meclis'teki konuşmalarında, Kürt halkının kültürel haklarının tanınması ve anadilinde eğitim alma hakkının sağlanması gerektiğini savunmuştur. Ancak, Cumhur Keskin, Van ilinde, feodalizm zihniyetinin kurbanı olmuş ve hunharca bir silahlı saldırıya uğramıştır. Bu saldırı, onun ve onun gibi adalet arayışındaki cesur insanların ne denli zor şartlar altında mücadele verdiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Abdulhalik Özdinç (1935–2018), mesleğine duyduğu tarifsiz sevgi ve inançla Hakkari’de adaletin arayışına rehberlik etti.
Yalnızca bir avukat olarak değil; senato üyeliği, öğretmenlik ve İl Özel İdaresi Kurulu üyeliği gibi görevleriyle de toplum hizmetinde bulunmuş çok yönlü bir isimdi. Onun çalışkanlığı, tevazusu ve hukuk sevgisi, pek çok genç avukata yol gösterici oldu.
Naim Geylani (1946–2022), eski Hakkari Milletvekili olarak hayatını adaletin yanında vermiş, hukuk mücadelesinin yorulmaz savunucusu olarak anıldı.
Onun siyasetten ve hukuk dünyasından izleri, kayıpların ötesinde bir ilham ve direnç öyküsüne dönüştü.
Naim Geylani'nin idealleri, Hakkari’deki hukuk mücadelesinin temellerini atarken, halkının hakları için yaptığı mücadele, zamanla toplumun hafızasında derin bir yer edindi.
Muhsin Zeydanoğlu (07.03.1972–22.06.1998), genç, uzun boylu ve yakışıklı bir avukat olarak Hakkari’de adaletin umudu oldu. Onun hukuk anlayışı; dürüstlüğü, tarafsızlığı ve her koşulda adaletin yanında olmayı esas alan bir yaklaşımı yansıtıyordu.
Adaletin peşinde yorulmadan mücadele eden Zeydanoğlu, mazlumun sesi, hakkın savunucusu olarak Hakkari’nin vicdanına işlenmiş bir iz bıraktı.
Basın, yayın ve gazetecilik alanında da gösterdiği üstün performansla adaletin umudu olmuştu. Van ile Hakkari arasında meydana gelen trajik trafik kazası, onun, adalete olan derin sevgisinin ve halkına duyduğu sarsılmaz bağlılığın ardından geride bıraktığı bir boşluk haline dönüştü.
Onun cesur kalemi, adaletin peşinde koşan her ruh için ilham kaynağı olarak hafızalarda yer edecek. Zeydanoğlu’nun kaybı, sadece bir bireyin eksikliği değil, Hakkari’nin adalet mücadelesine bir darbe olarak yankılandı. Genç yaşta kaybettiğimiz bu hukuk adamı, hala adaletin temellerine seslenen bir hatıra olarak kalmaktadır. Onun mücadelesi, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de ışığı olma niteliği taşır.
Mehmet Fatih Turan (1974–2017), Hakkari'nin adalet mücadelesinde önemli bir isim olarak yer aldı. İnsan hakları ve toplumsal adalet alanındaki duyarlılığıyla tanınan Turan, Hakkari’deki hukuki zorlukları aşmak için gece gündüz çalışan, adaletten taviz vermeyen bir avukattı.
Hakkari’deki avukatlık pratiği ve toplumsal meselelerdeki derin bilgisinin yanı sıra, hem yerel halkla hem de ülke çapında barış ve eşitlik için verdiği mücadele, onun adalet arayışını daha da belirginleştirdi.
Mehmet Fatih Turan’ın yaşamı, hukukun üstünlüğüne olan inancını ve toplumsal eşitlik için verdiği mücadeleyi simgeliyor. Onun izlediği yol, Hakkari ve Türkiye için örnek teşkil ediyor.
Erdal Safalı (1983–2023) Savcılıktan dönerken geçirdiği trafik kazasının ardından aylarca verdiği yaşam mücadelesiyle hafızalara kazınan Erdal Safalı, adaletin sessiz neferlerindendi.
Tıpkı Muhsin gibi, mesleğini onurla taşıdı. Ardında vakur bir duruş, temiz bir isim ve derin bir boşluk bıraktı.
Aytekin Kaya (1984–2024), genç yaşta, amansız bir hastalığa yenik düşen Aytekin Kaya, uzun süre tedavi gördü ancak sonunda hayatını kaybetti. Kaya'nın kaybı, Hakkari’nin hukuk dünyasında büyük bir boşluk bıraktı.
Kendisi, sadece mesleğiyle değil, kişiliğiyle de tanınan, adaleti savunmak için verdiği her mücadelede güçlü bir iz bırakan bir hukukçuydu. Onun anısı, Hakkari’deki adalet arayışının simgelerinden biri olarak yaşamaya devam edecektir.
Doğu Güneydoğu Anadolu’da Hakkari’de Ün yapmış Rahmetli Avukat Salih SITKI ‘dan Av. Naci CİDAL ve daha nice yazamadığımız, bu yiğit avukatların her biri, yaşamın en zorlu koşullarında dahi adaletten vazgeçmeyen, insan haklarını savunan birer kahraman olarak kalplerimizde yaşıyor.
Adaletin, hukukun ve insan haklarının sesi olarak anılan bu değerli isimlerin bıraktığı miras, gelecek nesillere umut, ilham ve cesaret aşılıyor. Her biri, modern Türkiye’nin adalet ve eşitlik mücadelesinde ölümsüz bir iz bırakmış durumda.
Köşe yazımın satır aralarında, bu acı kayıpların ardında yatan derin duygular, toplumsal adaletsizliğe ve insan haklarına yönelik mücadeleyi yeniden hatırlatıyor. Kaybettiklerimizi unutmamak, onların ideallerini yaşatmak ve her daim adaletin yanında durmak, hepimizin sorumluluğudur.
Adaletin izinde yürüyen bu kahramanları anıyor; onların bıraktığı derin izlerle, daha aydınlık bir gelecek için mücadeleye devam etme kararlılığımızı yineleyerek söz veriyoruz.
5 Nisan Dünya Avukatlar Günü, adaletin, hakların ve eşitliğin savunucusu olan tüm avukatlarımıza, hukuk mücadelesinin yılmaz neferlerine ithaf edilmiştir. Hepimizin daha adil bir dünyada yaşaması için her koşulda mücadele eden bu değerli insanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyor, onların mücadelesini her zaman hatırlayacağımızı belirtiyoruz.
Adaletin peşinden giden her avukata, özverili çalışmalarından ötürü minnettarız. Bu anlamlı günde, başta kaybettiklerimiz olmak üzere, tüm avukatlarımıza sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam diliyor; hukuk yolunda yürüdükleri bu kutsal görevde daima yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz.